Search

bayanbaykus101

Yeniden Merhaba 

Temizse yastığının düştüğü zemin; Günleri, kenar mahalledeki bir sokak kedisinin pislik çukurundaki fareleri yakalamaya çalışmasındaki açlık ve alışkanlık ve hatta biraz da bezginlikle geçirmeye karşı içinde bir isyan tomurcuğunu besleyebilecek kadar su taşıyorsan hâlâ; İnsanların hem bir noktada aynı hem de apayrı olduğunu görebilecek kadar farkındaysan bir şeylerin; Ve güzel günlere dair bir umut varsa içinde, derinde bir yerlerde, hayat hâlâ inkar edilemeyecek kadar vefalı, merhametli ve bir o kadar da güzel demektir. Ve senin vazgeçmemen için bu da en temel sebeptir.

Son Kuşlar

Dünya değişiyor dostlarım. Günün birinde gökyüzünde güz mevsiminde artık esmer lekeler göremeyeceksiniz. Günün birinde yol kenarlarında toprak anamızın koyu yeşil saçlarını da göremeyeceksiniz. Bizim için değil ama, çocuklar, sizin için kötü olacak. Biz kuşları ve yeşillikleri çok gördük. Sizin için kötü olacak. Benden hikâyesi.

Senin olmayan bir suçun 

Cezasını çekmek gibidir bir ömrü geçirmek.

Ve dünyayı sevmek,

Güvenmektir dehlizlerdeki canavarlara.

Derin denizlerde boğulmak gibidir

Bir yaşamı yaşayamamak.

Nefes alamamak değildir canını yakan

Çırpındıkça battığını anlarsın yüzme bilmiyorsan.

Çiçek bahçelerinde ölmek gibidir,

Melankoli sevdalısı olmak.

Yaşadığını bilmek mutluluktur her an.

Yaşayamayacağını öğrenmek ise her daim hüsran!

Ve özgürlük,

İnsanın hiç sahip olamayacağı bir aşk gibidir.

Uğruna eserler yapar, kanını dökersin.

Yine de onun bu dünyada olmadığını bilirsin.

Eğer paran yoksa 

Bırak, böyle kal.

Çünkü sefil bir zenginlik,

Saf bir fakirlikten alçaktır inan!

Albayım

Büyüyorum albayım,
Üzüleyim mi sevineyim mi bilemiyorum.

Kitaplar

     Herkese merhabaa. Yazmayalı epey zaman oluyor. Özlemişim burayı. Sizlerle eylül ayından beri okuduğum kitapları paylaşmak istedim. İçlerinde merak ettiğiniz kitaplar varsa, yorumlarınızla birlikte o kitap hakkında düşüncelerimi yayımlayabilirim. Ya da sevdiğiniz, sevmediğiniz kitaplar hakkında konuşmak isterseniz yorumlarınızı bekliyorum. Sağlıklı ve mutlu kalmanız dileğiyle…
1. Zehra
2. Taaşşuk-u Talat ve Fitnat
3. Konstantiniyye Oteli
4. İçimizdeki Şeytan
5. Böyle Buyurdu Zerdüşt
6. Küçük Prens
7. Tehlikeli Oyunlar
8. Anna Frank Hatıra Defteri
9. Serenad
10. Ateşten Gömlek
11. Böğürtlen Kışı
12. Sergüzeşt
13. Kuyucaklı Yusuf
14. Sefiller
15. Uyuşturucu Güncesi
16. Asılacak Kadın
17. Mai ve Siyah
18. Gün Olur Asra Bedel
19. Dönüşüm
20. Olasılıksız
21. Denemeler
22. Serçekuş
23. Bülbülü Öldürmek
24. Uğultulu Tepeler
25. Bir Bilim Adamının Romanı
26. Hayat Üzerine Düşünceler
27. Kafes
27. Son Ada
28. 1984
29. Fahrenheit 451
30. Yüzyıllık Yalnızlık
31. Çalıkuşu
32. Bir Psikiyatristin Gizli Defteri

Gün Olur Asra Bedel

     Öyle bir gün düşünün ki dostlarım,    içinde ölümün sessiz gerçekliği olsun. Öyle bir gün düşünün ki dostlarım, içinde geçmişin getirdiği yürek buruklukları olsun. Öyle bir gün düşünün ki dostlarım, içinde tarihin tozlanmış sayfalarındaki en kara lekeler olsun. İşte Aytmatov’un kaleminden çıkan bu muhteşem eser, böyle “asra bedel” bir günün kapılarını aralıyor bizlere. Aşk, uzaylılar, insanlık, siyaset, hayvanlarla yapılan benzetmeler… Kitaba dair söylenecek o kadar şey var ki, hangisinden başlayacağımı bilemiyorum.
      Kitaptaki baş karakter olan Yedigey’i (şaşırarak) sevdim. Şaşırmamın sebebi, Yedigey evli olduğu halde başka bir kadına aşık oluyor. Üstelik aşık olduğu kadın yakın bir arkadaşının karısı. Ben normalde ne kadar iyi olursa olsunlat böyle karakterleri sevemem. Fakat ilk defa Yedigey’i suçlamadım. Belki de Yedigey’in çok iyi bir insan olduğunu düşündüğüm için onu sevmeye devam ettim. Bilemiyorum…
     Olumsuz eleştirilerime gelirsek, bir ayrıntı bazen çok defa tekrarlanmış. Tekrarlar bende sabırsızlık hissi yarattı. Ve açıkçası beni biraz yordu. Betimlemeye karşı olan ya da betimlemelerden sıkılıp bunalan biri değilim fakat bazı betimlemelerin bir çok kez tekrarlanmış olması hoşuma gitmedi.
      İkinci bir eleştirim de kitabın sonunun beni tatmin etmemesi. Olayların bir yerde kusursuz bir biçimde birleşeceğine dair inancım öyle yüksekti ki, bu son bana kafi gelmedi. Fakat bir yandan da bu kitabın sadece sonu yüzünden bağlı kalınıp, sadece sonu yüzünden sevilecek bir kitap olmadığını düşünüyorum. Sadece beklediğim son olsa daha da mutlu olacaktım. Ama dediğim gibi bu bir eksi değil. Yani kitabı okuyup “sonu böyle miydi, boşu boşuna okudum” düşüncesine asla düşmedim.
     Bu kitabı herkese tavsiye ederim. Çok akıcı bir kitap. Kitapla ilgili, bana katıldığınız veya katılmadığınız fikirleriniz varsa yorumlara beklerim. Herkese mutlu günleer!

Günlerdir sebebini bilmediğim bir vaziyet içindeyim.
Bakmaya kıyamamak mı, baktıkça doyamamak mı; bunu düşünmekteyim.

Böyle Buyurdu Zerdüşt

Hayatta olan sevginiz en yüksek
Umudunuza olan sevginiz olsun.
Ve en yüksek ümidiniz,
En yüksek hayat düşünceniz olsun.

Satırlarda Tehlikeli Oyunlar

   Çok uzun zamandır yazamıyorum lütfen kusura bakmayın. Fakat günlük koşuşturmacalardan ve derslerden kafamı pek kaldıramıyorum doğrusu.
   Oğuz Atay benim için çok özeldir, değerlidir. Tehlikeli oyunlardan sevdiğim sözleri ve bu sözlerle ilgili fikirlerimi sizinle paylaşmak istedim. Keyifli okumalaar!
1.Bilge: Seni anlıyorum Hikmet diyebilirdi.
Hikmet: Seni seviyorum Bilge diyebilseydi. : Bu söz beni çok etkiledi bunun sebebi hayatın ihtimaller üzerine kurulu olduğu gerçeği. Söylenmemiş sözler, yapılamayan eylemlerin hayatımızda yarattığı yıkımlar… Yapılanlardan çok yapılamayanlar için söylenmiş binlerce keşke ve bu keşkelerin kişiye getirdiği o buruk his…
2.Kendilerine yazık edenler zamanın her şeyi nasıl halledeceğini bilemeyenlerdi: İnsan zamanla her şeye alışır. Burda da devreye “bir çaresi bulunur” mantığı giriyor. Umudun hiç bitmemesi gerektiği ve insanın kendini umutsuzluk içine çekmesinin o kisi için ne denli vahim olduğu ortadadır. Bu zamana kadar yaşadığınız en kötü ani düşünün. Bu kadar kötü olmanızın sebebi yaşadığınız kötü olayın yanısıra o olayın sizde yarattığı umutsuzluktur. “Artık nasıl devam edebilirim?” sorusunun en güzel yanıtı zamandır. Zamanın halledemeyeceği hiçbir şey yoktur sevgili okur inan bana, yeter ki insan tekrar ayağa kalkmayı istesin.
3. Sevgili Bilge,
Bana bir mektup yazmış olsaydın, ben de sana cevap vermiş olsaydım. Ya da son buluşmamızda büyük bir fırtına kopmuş olsaydı aramızda ve birçok söz yarım kalsaydı, birçok mesele çözüme bağlanmadan büyük bir öfke ve şiddet içinde ayrılmış olsaydık da yazmak, anlatmak, birbirini seven iki insan olarak konuşmak kaçınılmaz olsaydı. Sana, durup dururken yazmak zorunda kalmasaydım. Bütün meselelerden kaçtığım gibi uzaklaşmasaydım senden de.
4. İyi romanların okuyucusu olmaktansa, kötü romanların kahramanı olmak istiyorum.
   Hepinizin mutlu ve sağlıklı günler geçirmeniz dileğiyle!

Blog at WordPress.com.

Up ↑